KULA KULLUK EDENE...

ne kadar zor.. kula kulluk etmek ne kadar zor.. belki de bana öyle geliyor. belki bunun ismi bu değil. belki bu gayet normal bir insan davranışı. bilemiyorum. tek bildiğim zorlandığım, istemediğim, kaçtığım.

dünyalık bir iş için insanlara el avuç açmak, onlara boynu bükük gidip, dilekte bulunmak... kamunun - kamu yönetiminin- en iğrendiğim şeyi bu. adalet ve hakkaniyet duygularını yitirmiş bir yönetim. dini duyguları, vicdanı bir kenara bıraktım ama mantık da işlemiyor burada. en ufak, hatta en kanuni haklarınızın bile yerine gelebilmesi için mutlaka kula kulluk etmek, dilenmek, boyun bükmek, el etek öpmek zorunda kalıyorsunuz.

nefret ediyorum bu çaresizlikten. çarenin bu olduğunu görüp yapamamaktan da. evet, yapamıyorum. canımdan çok sevdiğim için bile olsa, olmuyor dilenemiyorum.

belki de bakış açım yanlış. belki de boyun büküp istemem lazım. gerçekten şaşırmış durumdayım. doğru olan hakkımın verilmesi değil midir? doğru olan eşit durumdakilere eşit davranılması değil midir?

günlerdir, aklıma geldikçe ağlamam, mide krampları geçirip, isterik kusmalarım hep bu çelişkiye düşmüş olmamdan.

Rabbim benden ne istiyor, gerçekten anlayamıyorum. kulundan istememimi, beklememimi. ama zaten çok uzun zamandır beklenilmiyor mu? off biliyorum herşeyin bir zamanı var.

ama diyorum insanca bir iradesizlikle... söylememem hatta düşünmemem gerekiyor böyle biliyorum. ama, AMA diyorum... hak etmeyen onca insan kavuşurken benle aynı olan bu isteğine ben - daha doğrusu biz, eşim- neden kavuşamıyor? görüyorum ki hiç çaba harcamadan nice "değmez" insanlar almışken bu isteklerini, biz neden alamıyoruz? sonra korkuyorum bu düşüncemden. sizin hakettiğinizi kim söyledi ki diyorum kendime? ya da onların "değmez" insanlar olduklarını.

Allah'a, Rabbime isyan etmekten korkarak, boynumu kullarına bükemeyerek, bir yandan da sevdiceğimin çaresizliğini, yalnızlığını görerek sadece dua ediyorum.

RABBİM SEN ONU YALNIZ BIRAKMA, SEN ONUN YAR VE YARDIMCISI OL!!!

ŞAFAK 1! ÇOK ŞÜKÜR!

geçmez dedim
bitmez dedim
hayır dedim
bu yokluk, bu onsuzluk...
hayır, olamaz!
dayanamam dedim.
inkar ettim, şafakları.
saymadım.
neyini sayayım 157, 156, 155...
daha da beter canımı acıtıyor dedim.
hatıralarımı dondurmalıyım,
çok düşünmemeliyim;
şimdi murat olsaydı...
muratlayken şunu yapmıştık...
bu cümleler yasak olmalıydı.
özellikle onla yapmaktan zevk aldığım şeyleri yapmamalıyım dedim.
.
.
.
.
.
dedim durdum,
yasakladım durdum,
kendimi sınırladım durdum,
ağlamak bile yasaktı.
göz yaşlarım vuslat için bekletildi.
.
.
.
.
.
ve nihayet;
geçti.
bitti.
şafak 1!!!
dayandım.
sabrettim.
"o gelince" diye başlayan cümleler kurdum.
yaptığım her şeyi ona anlattım,
ona da sordum, sanki yanımdaymış gibi hissetmek için,
yanımdaydı da.
onla uyudum.
onla uyandım.
onla hasta oldum.
onla mutlu oldum.
onla üşüdüm nobet tutarken.
onla korktum her türlü kötülükten...
onla ve tabi ondan olanla...
çok şükür!!!
.
.
.
.
.
şimdi;
TANRIDAN DİLEĞİM O YARİ BİR DAHA GÖRMEK, HEP GÖRMEK, HİÇ AYRILMAMAK!

KİTAP OKUDUKÇA...



Kitap okudukça anlıyorum ki;

...sanki bir şeyler eksik, aslında çok şeyler eksik. bir yerde tarih kopmuş ve flu bilgiler kalmış zihnimde... birkaç tanıdık isim, mısra, paragraf hepsi bu... ama geçmiş anlatılınca hissetiğim o hüzün ... o bir şeyleri kaçırmış olmanın verdiği hüzün ya da unutmuş...

çok okumam lazım, çok. kendimi çok cahil hissediyorum ve de hayatı kaçırmış...

pregnancy calendar