CENGİZ AYTMATOV....

12 Haziran 2008 Perşembe/ YENİŞAFAK
Aytmatov, toprağının yerlisiydi

Dünya edebiyatının ve Türk dünyasının önemli ismi Cengiz Aytmatov da göçüp gitti bu dünyadan. Bir kesişim kümesi oluşturur isek, Türk coğrafyasında en çok okunan yazar olduğunu da sanıyorum. Türkiye'de de genel anlamda tanınan bir yazar olduğunu söyleyebiliriz. Bunda elbette hemen hepimizin "En Sevdiğim 10 Türk Filmi" listesinde kendine yer bulan unutulmaz "Selvi Boylum Al Yazmalım" filminin payı büyüktür. Ama onun da ötesinde kitaplardan uzak durma konusunda yeminli olmayan hemen her insanımızın yolu bir Aytmatov kitabıyla kesişmiştir.

Ben 80'lerde okumuştum ilk romanını, sonra izini sürerek Türkçe'deki diğer eserlerinin de önemli bir kısmı ile tanışma imkanı buldum. İlk kitabından son kitabına kadar değişmeyen gözlemim, Aymatov'un hayatın kırsaldaki yüzüne belli bir sıcaklıkla, doğallıkla bakma çabası içinde olduğuydu. Sıkıntıları görmezden gelen bir şiirsellikle yaklaşmıyordu hayır, ama o sıkıntılar arasındaki güzellikleri de asla gözden kaçırmıyordu. Onun bu komplekssiz ve zengin bakışını, Türk köy romanı çizgisinde eserler vermiş yazarlarımızın büyük bir kısmında göremediğimi itiraf etmeliyim. Bizim kırsalı ele alan romanlarımızda daima çaresiz insanlar ve onları çaresiz bırakan feodalite varolmuştur. O feodal yapı, bireyleri yoksul, bilgisiz, çaresiz bırakan bir dramatik gerçeklik temelinde anlatılır. Bu genel yapı içinde erdemler, güzellikler, tabiatın tam da içinde yaşamanın getirdiği zengin tecrübeler neredeyse yoktur. Aytmatov ise zor bir coğrafyaya dair çok sayıda ve çok yönlü hikayeleri yazıya dökmesine karşın kırsaldaki insan, hayatı ve gelenekleri konusunda daha yumuşak ve iyimser bir bakış açısına sahiptir. Unutulmaz aşk hikayeleri yazmıştır Aytmatov, bir çoğu imkansız aşktır, ama yine de onun çok zengin biçimde aktardığı o aşkları vazgeçilmez bulursunuz. İmkansızlığını bildiği halde kalbini sonuna kadar birbirine açan sevdalıların hikayeleri... Tıpkı "Selvi Boylum Al Yazmalım" da olduğu gibi... Bu aşklar, Aytmatov'un yurduna, toprağına, insanına duyduğu aşkın da işaretleri...

Geleneksel edebiyatımızda böyle başka örnekler de vardır, ama modern Türk köy edebiyatı maalesef köyü yargılamanın ve mahkum etmenin ötesine geçememiş, duygulara çok zaman ayıramamıştır. Elbette feodalitenin sorgulanması gereken olumsuzlukları fazlasıyla yaşanmıştır bu topraklarda. Ama feodalitenin getirdiği zorluklara rağmen kültürel ve duygusal zenginlikleri de hiç azımsanacak gibi değildir Anadolu'nun. Böyle bakınca meseleye, dünya çapında bir "Cemile"miz olmamasına üzülmemek elde değil elbette.

Aytmatov, bu çağın önemli yazarlarından biriydi, buna şüphe yok. Asya'nın son asrını anlamak ve anlamlandırmak için Aytmatov'u okumak şart neredeyse... Bu anlamda sadece Kırgız yurdu için değil, bütün Asya için önemli bir kayıp... Arkasında hem sayıca, hem zenginlik anlamında epeyce eser bırakmış olması bir teselli... Aytmatov kitapları kendilerini okutan, birini okuyunca diğerlerinin peşine takılacağınız cinsten kitaplar... Okuma sevgisi kazandığımız kitaplar arasında bir "Cemile", bir "Gün Olur Asra Bedel", bir "Elveda Gülsarı" mutlaka vardır. Tabii bir de "Selvi Boylum Al Yazmalım"...

Okunmaya ve ismi anılmaya devam edilecektir Aytmatov'un... Bir Asyalı için güzel bir miras...

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !